Bu tür bir vakanın oluşması için çok kontrollü bir ailenin olması gerekir. Çok sert süperegoları olan ebeveynler çocuğa sürekli 'hayır' diyen ve etraftaki herşeyi kötü niteleyen bireylerse çocuklara 'sert süperego' gelişir. Çocuk aşırı derecede herşeyden korkar. Bir süre sonra sert süperegodan kurtarılmak ister, vicdan olayını atar. Çünkü bunu o kadar çok duymuştur ve bunun altında i kadar çok ezilmiştir ki, o kadar değersiz hissettirilmiştir ki, bu yükü sırtından atar o süperegodan kurtulur. Kural tanımaz.
Kural nedir? Onu yapma bunu yapma, n6aşkasının hakkına saygı göster der. Buna tahammülü kalmamıştır artık. Bunu atar bundan sıyrılır. Yasaları çiğner, trafikte hız yapar, polisten kaçar.
Çocuk eğitirken uçlarda davranmanın ileride bize ne getireceği belli değil. Özellikle kent yaşamında çocukları ebeveynler sürekli bir korumacı yaklaşıyor. Uçlarda olmamak lazım.
Başka bir canlıya zarar verip hiçbir şekilde rahatsızlık duymaması, o kişinin vicdaninin olmadığını gösterir. Ve bu anti sosyal özelliktir. Kim olursa olsun hayvana yada eşine cinayette olur tecavüzde olur. Başkasına zarar verip, bundan hiçbir rahatsızlık duymamak, antisosyalliğin tanımı. Benzer durumlarda dişiliğin reddi de vardir. Kadının yetiştirilme döneminden itibaren değersizleştirilmesi (saldırı faktörüyle ele almamak lazım. Değişik faktörler var)
Bir bebek dünyaya geldiği zaman 'ben ve öteki' ayrımını yapabilmek ne olduğunun ayrımını yapabilmek için, ötekinin gözüne bakar ve 'ben kimin ve ne yapmalıyım' diye sorar. Anne yada bakım veren kimse, aşırı uçlarda ise bozukluk gelişir. Sürekli ötekisinin gözlerine bakıp ben kimim ne yapmalıyım diyen birine o yetiştirme döneminde antisosyal kişilik geliştirebilecek bir ortam varsa; birde bunun üstüne ne yapmalıyım diye gözlerinizin içine bakan erkek çocuğu kız çocuğu değersizdir, öldürülebilir, herşey yapılabilir ve gözünün önünde bunun örnekleri varsa; bundan hiçbir ceza almıyorsa; cezalarda iyi hal indirimi uygulanıyorsa; "evet ben bunu yapmalıyım"ı öğrenir.
Ağırlaştırılmış cezaların, kadın cinayetlerini önlemede yeterli olmayacağı, olsa dahi başka faktörlerinde ortadan kaldırılması gerekir. Antisosyaller aldıkları cezadan ders çıkarmazlar. Bazı bireyler kadını öldürüyor 15 yıl 20 yıl ceza ne olacak ki deyip hafife alıyor. Bu antisosyal kişilik bozukluğu için geçerli bu söylediğim. Eğer antisosyal kişilik bozukluğu varsa, alacağı ceza onu düzelmeyecek, öldürdüğü kişinin hak ettiğini düşünecek, devlet kendi üstüne gidiyor diye kinlenecektir.
Diğer taraftan tüm kadın tecavüz ve cinayeteri antisosyal kişiliklerden mi kayankılanıyor?
Birçoğu değil. Bu canlı bombalarda, intihar saldırısı düzenleyen kişilerde yapılan çalışmalar var. Spesifik bir kişilik özelliği yada şu ortamda yetişmiş, böyle tarzda yetişmiş gibi veriler elde edilememiştir. Her kesimden oluşabiliyor, her kişilik özelliğinde olabiliyor. Yine bunun temeline indiğimizde öte şeyler olabilir. Çocuk eğitimi ve gelişimi çok önemli. Aile içi bir şiddete maruz kalınıyor. Hiçbirşey olmamış gibi günlük aktivitelerine devam ediyor.
Burda suçlu toplum mu? O kişiyi dışlaması lazım mı? Onunla yemek yememeli mi? Toplumsal dışlamanın o bireylere uygulanması lazım mı?
Bu tür bireyler zaten dışlanıldıkları hissiyle bu tür davranışları sergiliyorlar. İntihar saldırısı düzenleyenler nasıl canlı bomba oluyorlar. Hayata tutunamayan, kendinin hep kaybettiğini düşünen, düşük soayokültürel seviyeli, bu hayat bana gülmüyor diyen bireyleri alıyorlar ve bu duygularını dahada derinleştiriyorlar. Ona 'şunlar düşman, bak bunlar senin haklarını gasbediyor' gibi sözlerle o dışlanmışlık yarasını artırarak bu tür eylemler yapmasını tetikliyorlar.
Bu tür kişiler kendileriyle aynı görüşte olan insanlarla da buluşma bir grup topluluk oluşturma eğilimden oluyorlar. Bu tür başkasına zarar verme eğilimi olan özellikle antisosyal kişilik bozukluğu olan kişilerin tedavisinde en önemli şey kurallara uymayı öğretmekdir, benimsetmek. Çünkü kurallar onlar için değildir. Geç, gelir seansa düzenli gelmez. Bu terapisti yapan kişi sınırlar koymalı ve söylenenleri yapmasını istemelidir.
Ailenin yakınlarında böyle bir birey var ve tedaviye gelmiyorsa ne yapmalı, aile?
Bu tarz kişiler kendi istekleri ile tedaviye gelmezler. Çünkü sorun tüm dünyadadır, kendilerinde değildir. Ancak adli bir olay olursa, mecburiyetle gelirler. Evdeki diğer bireyler kendilerini korumaya almalıdırlar. Bu tür kişiler çok yalan söyler ailenin tüm bireylerinden hepsinden birbirinden haberdar olmadan borç alarak, maddi ve manevi sömürür. Tüm aile ve akrabalar uyandığı zaman borç batağının içindedirler. Ve kimsenin de birbirinden haberi yoktur. Bu nedenle tüm ailenin uyanık olması gerekir. Eğer sizde etrafınızda böyle bir kişinin olduğunu düşünüyorsanız uyanık olun, kendinizi kullandırmayın. Kendi sınırlarınızı kendiniz koruyun. Uygun şekilde yapın, öfkeyi artırmadan yapın.
Bu tür özellikler olan kişilerden uzak durarak kendinizi koruyabilirsiniz. İkna edip tedaviye görürseniz bile size, sizin duymak istediklerinizi söyleyebilir. Hayatı yalan üzerine kurguludur. Takma isimler takar , bir yalanı başka bir yalan senaryosu ile kapatır. Doktora gidiyorum der gitmez, çok kaygan bir zemindir.
Günlük hayatta Antisosyalsin gibi tabirler kullanıyoruz. Antisosyal bozukluk çok ciddi bir patolojik sorun. Her önümüze gelene kullanamıyacağımız bir patolojik durum. Asosyallikle karıştırılıyor olabilir. Herkese rol yapan, acıma duygusu olmayan, vicdani olmayan, çok sık yalan söyleyen bir birey ve bunlar tehlikeki insanlar.
Çocukluk dönemi de gelişim ve toplumsal sınırlar çok önemli.


Yorumlar
Yorum Gönder