Antisosyal bozukluk erkeklerde daha fazla görülmesiyle birlikte, birtakım eylemlerde bulunabiliyorlar. Bu insanlar sıkça karşımıza çıkabilir. Kimsenin alnında antisosyal yazmıyor.
Bir kişinin anti sosyal bozukluğu olduğunu onun en yakını bilebiliyor. Eşi, yada birlikte çalıştığı insanlar. Dışarıdan çok anlaşılmaz. Tabiki bu yine de bir spot durum.
Çok çeşitleri var antisosyal kişilik bozukluklarının; davranışsal olarakta çeşitli tipleri var. Bunlar zeki insanlar; çünkü tüm dünyayı yalanlarıyla veya çevrelerini yalanlarıyla yönetiyorlar. Herşeyi yalanla kurgularlar çok büyük suçlar işlerler, hortumculuk, büyük soygunlar yaparlar ve bunları yalan ve hile ile öyle güzel kapatırlar ki, anlamazsınız. Zekidirler ve bunu kapatırlar.
Dışarıdan baktığımızda çok saygındırlar. En ağır antisosyaller en kibarlardır. Kapınıza geldikleri zaman ikibuklüm yerlere kadar eğilir. Çok naziktirler çok saygılı davranışlar sergilerler. Doktorlar bile, anlamakta zorlanabilir.
Mahkemeye çıktıklarında o kadar soğukkanlıdırlar ki; çünkü duygusal izolasyonları vardır, empati yapamazlar. Duygu yoğunlukları çok azdır. Eşine çok fazla şiddet uygulamıştır ve boşanma davası açılmıştır. Hakim karşısında o kadar sakin, beyefendi görünür ki; karşısında mağdur olan kadın kendini paralasa "hakim bey böyle yaptı şöyle yaptı" dese dahada sakin bir duruşla, "işte hakim bey görüyorsunuz ben neler çekiyorum bu kadından" gibi son derece soğukkanlı, acımadan uzak, çok profesyonel olarak, o anı idare edebilir. Aslında rol yapıyor. Rol yapmadığını düşünebilirsiniz, ama öyle değil, profesyonelce rol yapıyor.
Antisosyal kişileri nasıl anlayabiliriz?
Dışarıdan anlamak zordur. beraber yaşadığı kişiler bilir. Beraber yaşadığınız kişi ile bir gerginlik vardır. Böyle birisiyle aynı ortamda bulunduğunuzda anlam veremediğiniz, hep bir huzursuzluk vardır, bir parazit vardır. Arkadaşınızsa sürekli uyarma ihtiyacı duyarsınız. Sizi umulmadık bir şekilde rezil edebilir. Sürekli tedbir alma ihtiyacı hissedersiniz. Tereddütsüz risk alırlar. Kendilerinin ve başkalarının haklarını çok gözetmezler.
Çok büyük olayları küçümserler. Birini döve döve öldürdü ve eli yaralandı ise; ne olduğunu sorduğunuzda "haketmişti zaten" derler. Tüm dünya hak eder. Çünkü bütün dünya onların haklarını gasbetmiştir. Onlar bu haklarını alma çabası içindedir. O öldü kurtuldu ben; bak benim elim kırıldı. Ben şimdi bu kırık elle 'işte' bulamam.
Günlük yaşamda sizi anlayamaz. Ne yaşadığınız konusunda empati yetenekleri olmadığı için anlayamazlar.
Birini öldürse bile kendi adalet duyguları vardır. Öfke krizleri vardır. Bir anda hertaraf yıkılır, dökülür. İstediklerine ulaşırlarsa ve bir anda sanki o öfkeyi onlar yaşamamış gibidir. Normal insanlar öfke patlaması yaşasa sonrasında hatta günlerce yaptığına pişman olabili. İç dengesini kurmaya çalışır, normal bir insan.
Bir anda parlayıp sönen herkesi antisosyal olarak değerlendirebilir miyiz?
Neye sinirlendiği önemli. Antisosyallerin ikincil kazançları vardır. Tüm planları kazanç elde etmek üzerinedir. Öfke patlamaları birşeyi elde etmek içindir. Elde ettikten sonra, biranda sakinleşiyorsa; sizi kırdı istediğini aldı; "ne kadar abarttın, nerde kalmıştık, devam edelim" deyip, sonra hiçbirşey yokmuş gibi davranıyorsa şüphe duymak gerekir. İkincil kazanç elde etmeye çalışırlar. Sizi suçlayıp haklı çıkmaya çalışıyorsa bu ikincil kazançtır.
Beklenti var istek var, onu elde etme arzusu var. Örneğin; hoşlarına giden size ait bir kalem veya manevî birşey, elde edince tatmin olabilir. Hiçbirşey olmamış gibi devam ederler.
Antisosyaller çok yalan söylerler. Çünkü onların gözünde, tüm insanlar kötüdür. Anneyle ilişkiyi değersiz hisseder. İlk bebeklik ve çocukluk döneminde bir, 'iyi ben', 'kötü ben' vardır. Birde 'iyi öteki', 'kötü öteki' vardır. 'Ben'in dışındaki canlı, cansız herşey nesnedir. İyi nesne, kötü nesne vardır. Bebek kişilik gelişimini olumlu bir şekilde devam ettirdiği sürece 'iyi ben' ve 'kötü ben' birleşir, 'iyi nesne' ile 'kötü nesne' de birleşir.
Normal bir insan 'karşımdaki söz verdi ve gelmedi ise, iyi de bir insan normalde verdiği sözü tutar' diyerek iyi ve kötü yönlerini sentezleyebilir. Antisosyallerde ise 'gelmedin herşey bitti, sen dünyanın en kötü insanısın', Yada iyi birşey yaptığında 'sen biriciksin, sen dünyanın en iyi arkadaşısın' deyip hızlı geçişler yaşayabilir. Antisosyallerde bu sentez olmaz. Sentez sekteye uğrar.
Kendi değerlerini korumak için iyi olan nesneye sahip çıkmaya çalışır, kötü olan içindeki o nesneyi atmaya çalışır. Bunu da ötekiler üzerinden yapmaya çalışır. Bunu da dışa yansıtır. Nasıl yansıtır; cinayet işler öldürdüğü kişi için, 'suçuydu' der. İyi ve kötü 'kendiliğini' sentezleyemez. Kendi içinde birey "tamam yanlış yaptım ama iyi yönlerimde var benim, hırsızlık yaptım, ama cezamı çekerim, hatalarımdan ders alırım. İyi yönümde var, kötü yönünde var benim' deyip kendindeki 'iyiyi' tutmaya korumaya çalışır. Tüm kötüyü dışarıya yansıtır.
"İnsanlar kötü, herkes kötü bana ait olanı aldılar gasbettiler. Zaten bu yüzden tüm insanlar kandırılmayı, aldatılmayı hakeder" diye düşünürler. İnsanları kandırıyordur ama "insanlar da aptal olmasınlar. Sonuçta kanıyorsa aptaldır, yine haketmiştir" diye düşünürler. Tüm kötülüğü dışa aktarıp, kendini koruma çabasıdır.
Bu hayatta onda olan herşey alınmıştır. Bu hayatta güçlü olması gerekir. Ya bu hayatta kazanacaktır yada kötüler tarafından yok edilecektir. Bak arkadaşım bu hayatta ayaklarının üzerinde duracaksın, güçlü olman gerekir. Tüm dünya düşman ilan edilmiştir.


Yorumlar
Yorum Gönder